Eşqdəndir bütün yaralarım mənim

14:48 / 21.12.2018

İranlı şairə Füruğ Fərruxzad‘ın (1935-1967) misraları…

“Varlığının mənim həyatımı kədərləndirdiyini düşünmə. Xeyr. Mən özümdən bezmişəm. Tanrı mənə zülm etdi. Çünki mənə də digər qadınlara verdiyi gözləntiləri və arzuları verə bilərdi, vermədi…”

“Bütün anlayışların və standartların mənalarını itirdikləri və – dəyərsiz deməzdim – gedərək sarsılmağa başladığı bir dövrdə yaşayırıq…Dünya elə başayaqdır ki, inanmaq istəmirəm.”

“Mənim ən böyük dərdim sizin məni tanıya bilməməyinizdir; heç vaxt da tanımaq istəmədiniz və bəlkə də siz mənim barəmdə düşünərkən hələ də məni yelbeyin, eşq romanları və “Tehran Müsavvar” jurnalının hekayələrinə görə başında axmaq düşüncələri olan bir qadın kimi xatırlayırsınız. Keşkə dediyiniz kimi olsaydım və xoşbəxt ola bilsəydim. Bax həmin vaxt dünya kiçik bir otaq olardı və mən, rəqs şənliklərinə getməklə, gözəl paltarlar geyinməklə, qonşu arvadlarla çənə vurmaqla, qayınana ilə dalaşmaqla və qısası mənasız yüzlərlə işlə kifayətlənərdim və daha böyük və daha gözəl bir dünya tanımazdım; bir ipəkqurdu kimi qozamın sərhədlərini aşmayıb, qaranlıq dünyamda qıvrılıb böyüyərdim və həyatımı sonlandırardım. Fəqət mən belə yaşamazdım. Mən özümü tanıyandan bəri, mənim üsyanım bu axmaq fikirlərlə başlayıb. Mən böyük olmaq istəyirdim və istəyirəm. Mən, bir gün doğulub və bir gün bu dünyadan keçib gedən və arxalarında bu gəliş-gedişdən hər hansı iz buraxmayan yüz minlərlə insan kimi yaşaya bilmərəm… ”

 

“..seni istiyorum ve biliyorum
asla koynuma almayacağım
sen o aydın ve pırıl pırıl gök yüzüsün
ben bu kafeste bir tutsağım..”

 

“ve aşk
bizi, kapı aralığında, karanlıkta aniden sarıp
nefeslerin ve çarpıntıların
ve kaçamak gülücüklerin
o, yakıcı kitlesine çeken, o karmakarışık duygu
yani. aşk

geçti, o günler
güneşte kavrulan bitkiler gibi
yandı, gün ışığında, o günler
ve kayboldu
dönüşü olmayan yolların gürültülü kalabalığında
o, akasya kokusundan
sarhoş sokaklar
ve o genç kız,
yanakları, sardunya yapraklarından
şimdi, bir yalnız kadın
şimdi, bir yalnız kadın
ah!”

 

“uyumalıyım
bana masallar anlatmalısın
kim bilir
bir şekilde inanırım bir bakarsın.”

 

“bak tam karşımızda gecenin mumu
damla damla nasıl eriyor
nasıl doluyor ağzına kadar uyku şarabıyla
gözlerimin simsiyah kadehi
senin ninnilerini dinlerken
bak nasıl şiirlerimin beşiğine
sen doğuyorsun
güneş doğuyor.”

 

“Çok daha fazla, ah evet
çok daha fazla, susabilir insan

saatlerce
ölülerin bakışları misali kıpırtısız bakışlarla
bir sigara dumanına dalabilir insan
bir fincanın biçimine ya da
renksiz bir çiçeğe, bir halıya
düşsel bir çizgiye, duvara

kuru pençelerle
perdeyi bir kenara çekip insan görebilir
sokak ortasında delice bir yağmurun yağdığını
bir çocuğun renkli uçurtmasıyla
bir balkonun altında durdurğunu
eski bir at arabasının boş alanı
gürültü aceleyle terk ettiğini

olduğu gibi insan yerinde durabilir
perde kenarında, ancak kör, ancak sağır,
haykırabilir insan
korkunç yalancı, korkunç yabancı bir sesle
“seviyorum” diye
bir adamın güçlü kolları arasında
güzel ve sağlıklı bir dişi olabilir

deriden sofra bir gövdeyle
iri sert iki memeyle
bir sarhoşun, bir delinin, bir serserinin yatağında
kirletebilir insan bir aşkın masumiyetini.
kurnazca aşağılayabilir insan
şaşılası her bulmacayı
sadece bir tek bilmecenin çözümüyle uğraşabilir
sadece boş bir yanıtın bulunuşuyla avunabilir
boş bir yanıt, evet beş yada altı harflik.

bir ömür diz çökebilir insan
öne eğik başla, soğuk bir türbenin eşiğinde
bilinmez bir mezarda tanrıyı görebilir
değersiz bir kaç bozuklukla inanabilir
bir caminin odacıklarında çürüyebilir
mezar duaları okuyan bir ihtiyar gibi
bir sıfır gibi, eksilmede, arttırmada, çarpımda yahut
hep aynı sonuca varabilir

kahrının kozasında senin gözlerini
eski bir ayakkabının uçuk düğmesi sanabilir
su gibi kendi çukurunda kuruyabilir insan.
bir anın güzelliğini utangaçlıkla
gülünç şipşak bir resim gibi
sandığın dibinde saklayabilir
boş kalmış çerçevesinde bir günün, insan
bir hükümlü, bir yenik, yahut
çarmıha gerilmiş birinin resmini koyabilir
bir duvarın yarıklarını suratçıklarla kapatabilir
daha anlamsız resimlere karışabilir.

kurma bebekler gibi olabilir insan.
camdan boncuk iki gözle kendi dünyasını gören
kadife bir kutu içinde
saman dolu bir gövdeyle
yıllarca tül ve boncuk ortasında uyuyabilir
tüm hercai ellerin her baskısıyla
nedensiz haykırabilir:
“ah, ben pek mutluyum”.”

 

                                               YALNIZLIĞIN HÜZNÜ

camın arkasında kar yağıyor
camın arkasında kar yağıyor
bir el, yüreğimin sessizliğine
hüzün tohumları ekiyor.
sonumu böyle gördükten sonra
saçların ağardı ey kar,
ama yüreğime yağdın ne yazık
mezarıma değil.
bir fidan gibi titriyor gövdem
yalnızlığın soğuğundan.
süzülüyor kalbimin karanlığına
yalnızlığın korkunçluğu

artık içimi ısıtmıyorsun aşk
ey donmuş güneş
gönlüm ümitsizlik çölü
yorgunum, aşktan yorgun.

ey aldatıcı şeytan, şiir
senin de sevinçli goncan kurudu,
sonunda;
ruhum, bu kederli uykudan uyandı.
ondan sonra neye baktıysam
baş döndürücü
şarabı görüm,
ne yazık aradığım bir rüyanın hayaliydi.

tanrım, cehennemin kapılarını benim için aç
ne zamana kadar gizleyeceğim yüreğimde
cehennem sıcağı arzumu.

batıda batan güneşi çok gördüm,
ne yazık güneyde soldu
benim batamayan güneşim.

ondan sonra ne arıyordum,
ondan sonra neyi gözetliyorum?
soğuk bir damla gözyaşı
sıcak bir mezar gerek benim için uyumaya.

camın arkasında kar yağıyor,
camın arkasında kar yağıyor,
bir el, yüreğimin sessizliğine
hüzün tohumları ekiyor.

 

                                            BAHÇENİN FETHİ

Üstünden uçan
Ve giren serseri bir bulutun karışık düşüncelerine
Ve sesi kisa bir mızrak gibi geçen, ufku baştanbaşa
O karga
Kente götürecek bizim haberimizi
Herkes biliyor
Herkes biliyor
Sen ve ben o soğuk asık yüzlü delikten
Bahçeyi gördük
Ve kopardık elmayı
0 oynaşan ve uzak daldan
Herkes korkuyor
Herkes korkuyor ama sen ve ben
Ulaştık ışığa, suya, aynaya
Ve korkmadık
Ne pamuk ipliğiyle birleşmesi iki adın, söylemek istedigim
Ne de bir buluşma yıpranmış bir defterin sayfalarında
Benim mutlu saçlarımdır söz konusu olan
Senin yanık kırmızı şakayık öpüşlerini taşıyan saçlarım
Ve içtenliği tenimizin
Çıplaklığımızın parıltısı
Balık pulları gibi
Söz konusu olan gümüş rengi türküsüdür yaşamın
Tan ağarırken kaynaktan fışkıran
Biz o yeşil ve akan ormanda
Bir gece yaban tavşanlarından sorduk
Ve kaygılı, soğukkanlı denizde
Incilerle dolu istiridyelerden
Ve o tuhaf ve fatih dağda
Genç kartallardan sorduk
Ne yapmalıyız?
Herkes biliyor
Herkes biliyor
Sessiz ve soğuk uykusuna ulaştık biz simurgların
Gerçeği bahçede bulduk
Bilinmez bir çiçeğin utangaç bakışında
Sınırsız bir anda bulduk ölümsüzlüğü
Iki güneş birbirine bakıp dururken
Söylemek istediğim korkak fısıltılar değil karanlıkta
Gündüzdür söz konusu olan ve ardına kadar açık pencere
Ve tertemiz hava
Ve bir ocak tüm yararsız şeylerin yanıp gittiği
Ve apayrı bir ekinin tohumlarını taşıyan tarla
Ve doğum ve gelişme ve gurur
Bizim seven ellerimizdir söz konusu olan
Bir köprü kuran kokular, ışıklar ve esintilerle
Gecenin üstünde
Çimenliğe gel
Kıyısız çimenliğe ve çağır beni
Ibrişim çiçekleri usulca nefes alırken
Çağır bir ceylan eşini çağırır gibi
Perdeler bir gizli acıyla dolu
Ve toprağa bakıyorlar
Masum güvercinler
Kendi beyaz burçlarının tepelerinden

 

                             YENİDEN MERHABA DİYECEĞİM GÜNEŞE

Yeniden merhaba diyeceğim güneşe
Gövdemde akan nehirlere
Bulutlar gibi uzayıp giden düşünceme
Benimle birlikte kuru mevsimlerden gecen
Bahçemdeki ağaçların hüzünlü büyümesine
Gecenin kokusunu hediye eden kargalara
Yaşlılık biçimim olan ve aynada yaşayan anneme
Tekrarlanan şehvetimle döllenen yeryüzüne
Yeniden merhaba diyeceğim
Geliyorum, geliyorum, geliyorum,
Saçlarımla: Yeraltı kokularının devamı
Gözlerimle: Karanlık tecrübesiyle
Duvarların ötesinden kopardım dallarımla,
Geliyorum, geliyorum, geliyorum,
Ve aşkla dolu avluda bekleyen kıza
Yeniden merhaba diyeceğim.

 

                                            RÜZGAR BİZİ GÖTÜRECEK

Benim küçük gecemde
Rüzgar ağaçların yaprağına son kez süre tanıyor
Benim küçük gecemde viran olmanın korkusu var

Kulak ver
Karanlığın esintisini duyuyor musun?
Ben garipçe şu talihime bakıyorum, ümitsizliğe alıştım

Kulak ver
Karanlığın esintisini duyuyor musun?

Gecede, şu an bir şey geçiyor
Ay kızıl ve karmaşık
Ve her an düşme korkusu yaşanan bu damda
Bulutlar yaslı kalabalıklar gibi
Sanki yağmurun yağacağı anı bekliyor

Bir tek an
Ondan sonra hiç
Bu pencerenin arkasında gece titriyor
Ve yeryüzü
Geri kalıyor dönüşünden
Bu pencerenin arkasında bir bilinmeyen
Beni ve seni bekliyor

Ey baştan ayağa yeşil olan sen
Ellerini, yakıcı hatıralar gibi benim aşık ellerime bırak
Ve dudaklarını, sıcak bir his gibi senden benim aşık
dudaklarımın okşayışlarına teslim et

Rüzgar bizi kendisiyle götürecek
Rüzgar bizi kendisiyle götürecek

                                           

“Hansı yaşda ölsək də, tamamlanmamış cümlələrimiz olacaq.”

Mənbə: fotosintez.wordpress.com


Etiket:
Xəbərlər

Stalinin şəxsən partbilet təqdim etdiyi yeganə azərbaycanlı-Aydın Məmmədov

21.03.2019

Xan hekayəti: Bilmədiyimiz faktlar, görmədiyimiz fotolar – Oğlu yazır...

20.03.2019

Miskin Abdal yaradıcılığından seçmələr

19.03.2019

NOVRUZ ÇƏRŞƏNBƏLƏRİ

19.03.2019

Alban elinin Sünik vilayəti

19.03.2019

Osmanlı sultanının qızı onu niyə sevmədi? - Atatürk haqda bilmədiklərimiz

18.03.2019

Əli Kərim yaşasaydı, 88 yaşı olacaqdı...

18.03.2019

Təkamül nəzəriyyəsini Darvin-dən 1000 il əvvəl irəli sürən müsəlman mütəfəkkir

17.03.2019

"Qafqazın Pensilvaniyası" - Bakı və I Dünya Müharibəsi

16.03.2019

Mahir Bayram Becan Qasımova şeir həsr etdi

16.03.2019

Qubadlı rayon Tarix-Diyarşünaslıq muzeyi

15.03.2019

İntihar nədir, insanlar niyə intihar edir?

15.03.2019

Gülüstan müqaviləsi - TAM MƏTN

14.03.2019

Babək Xürrəmi bu gün edam edilib – 1181 il öncə

14.03.2019

Makedoniyalı İskəndərin ölümünün sirri 

13.03.2019

Tarixin ilk qadın hökmdarı - Araşdırma

13.03.2019

Müdrikliklə ziyalılığı özündə qovuşduran el ağsaqqalı...  

12.03.2019

Bugün Cabir Novruzun doğum günüdür.

12.03.2019

Sabirin ölümündən əvvəl yazdığı vəsiyyət məktubu: Qardaşım Səhhət...

11.03.2019

Ətrafın ağılsız və bayağı düşüncələrindən necə qurtulmalı?

11.03.2019

Eldar İsmayıl Böyüktürkün şeirləri 

10.03.2019

Erməni Əsirliyində Olan Ağdamlı Rus Qadın Başına Gələnləri Danışır

09.03.2019

Göyçədə Zod kəndində ermənilərin törətdikləri soyqırımları

09.03.2019

25 milyon insanın ölümünə gətirib çıxaran repressiyaların səbəbkarı olan qadın kim idi?

09.03.2019

8 Martın yaranmasının maraqlı - TARİXİ

08.03.2019

Xanımlar haqqında poeziya çələngi

08.03.2019

“Azərbaycanda erməni qırğınları və deportasiyaları” haqqında baxışların tənqidi təhlili                                                                                                                                

07.03.2019

Millət vəkili Qənirə Paşayevanın günü

07.03.2019

20 yaşında ABŞ-da əməliyyat aparan azərbaycanlı cərrah

07.03.2019

İmamverdi İsmayılovun "Sonuncu fəsil" ibrətnaməsi

06.03.2019

Şəlvə sovməəsi - Laçının əsir abidələri - FOTO

06.03.2019

Kinomuzun Ceyhun Mirzəyev məqamı

05.03.2019

“Azərbaycan: tarixi-coğrafi məkan adından müstəqil siyasi dövlətə kimi”- Şəhla Cabbarlı yazır

05.03.2019

Abbasəli Kərimovun şeirləri

04.03.2019

Xarici Ədəbiyyat - Aqata Kristi

02.03.2019

Sona qədər döyüşən 4 qardaş: Onları niyə tanımamışıq? - Foto

02.03.2019

ƏLİ QURBANI NECƏ TANIMIŞDIM... 

01.03.2019

İstedadlar sorağında - Mücirəddin Mübariz

01.03.2019

 MİSKİN ABDAL OCAĞININ NÜMAYƏNDƏSİ

28.02.2019

İstedadlar sorağında - Aygün Sadiq

27.02.2019

Xocalıda şərəfsiz hərb tarixini yazanlar - Qanlı polk (ARAŞDIRMA)

27.02.2019

Milli Qəhrəmanlarımızın şəhid olduğu gündür - 26 fevral

26.02.2019

Şamil Sabiroğlu: “Mən fotoşəkilləri göndərəndən sonra gördülər ki, doğrudan da Xocalı işğal olunub.”

26.02.2019

İstedadlar sorağında  - Rəşid Bərgüşadlı

25.02.2019

HƏRBİ HƏKİM FƏDAKARLIĞI

25.02.2019

Xocalı faciəsinin canlı şahidi: "Gözümün önündə bibimi və övladını qətlə yetirdilər"

25.02.2019

İstedadlar sorağında - İlhamə Nasir

24.02.2019

Putinin nifrət etdiyi ÇEX QIZI: "Mavi quş"un İNANILMAZ SİRRİ

23.02.2019

Unudulmaz izlər - Cəlil Məmmədquluzadə

22.02.2019

Şəfaqət Cavanşirzadə

22.02.2019
Bütün xəbərlər